-Sahiden merak ediyorum sen hiç yaralı bir anka gördün mü?
Açıkçası hiç sanmıyorum. Ankaların mitolojik belkide fantastik olduğunu söyleyip bu zaten mümkün değil diye cevap vermediğini varsayıyorum. Onları yaralı göremezsin onların acılarını dindirmek ne bileyim toparlanmak yeniden güç kazanmak gibi dertleri olmaz. Ölmek onlar için son değil kendi küllerinden doğuşlarının başlangıcıdır. Bu ne senin nede benim sahip olduğum bir durum. Düşününce harika bir özellik kaybettin yeniden dene yoruldun sıfırdan başla. Peki biz ne yapalım? Açıkçası bunu bir kitap ismi açıklıyor bize "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git".
Elindeki silahı sıkıca kavrıyordu. Bir yandan yerinden çıkmak için son gücünü kullanan kalbine söz geçirmeye çalıyordu. Kafasını sakladığı ağacın arkasından dışarı uzattı onu görebiliyordu tek mermisi kalmıştı bu mesafeden onu vurabilirmiydi. Tek düşündüğü silah kullanma yeteneğinin buna yetip yetmeyeceğiydi. Daha önce pek araları iyi olmadığı tanrısının adını andı ve tetikten çıkan kurşun. Sanırım başarmıştı mermi olağan hızıyla önünden akıp gitti. üzerine çevrilmiş bir çift göz vurulmuş olması gerekirdi ama kurşun ona ulaşmamıştı. Aradaki mesafeyi hiç düşünmemişti mermilerin belirli bir mesafeden sonra yere düştüğünü hatırladı.
Bilemiyorum aslında biraz abartılı bir örnek oldu belkide fakat hayat bu yinede! Sen seçiplerini doğru yapsan da kendi seçtiğin yolda ilerlesende bazen doğru zamanı ve diğer etkenleride düşünmen gerekir. Yinede iyimser olmak gerekirse her zaman söylediğim kendi yolunu seç tezini uygulamış bir bireydi bu anlattığım. Düşünmeli insan yolunu seçmeli doğru zamanda doğru adımlarla seçtiği yolda yürebilecek şekilde ilerlemeli. Çünkü bizler anka değiliz tuvalet gibi aciz ihtiyaçları olan insanlarız.
yalnizadamlarsokagi.com - bekir elibol

