29 Haziran 2012 Cuma

manası yok..

26 Haziran 2012 Salı

AYRILDILAR...


Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya, çıldırasıya...

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz
yüzde hudutsuz kere yüz...

Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım dudağımla,
yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...

Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...

Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...

Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...

AYRILDILAR...

Nazım HİKMET

19 Haziran 2012 Salı

ahırda ki beyaz atlı prens..

Ne zaman uydurulduğu bilinmeyen bir hikayedir beyaz atlı prensin gelip başrol ün
(ki bu herkesin dünyasında kendisidir) kalbini çalmasıdır. İnanılmaz aşk kokan bir anlatımla etkisine girmemek elde değil. Peki bu beyaz atlı prens nerelidir nereden çıkıp gelir? Kahramınımız aslında her erkek olabilir genel standartlarda ki herkes olabilir. Standartımız var çünkü her ne kadar iç güzellik önemli olsa da kimse dışını beğenmediğinin dur içine bakayım demez.Gerek duymaz zaten. Şimdi yüreğine kimin ulaşacağı garip bir durum. Domino gibidir tüm taşlar dizilmiş sadece küçük bir dokunuşa ihtiyaç var. İşte bir küçük hareket bir durumda ki takınılan tavır aklınıza gelebilecek her türlü şey olabilir ve yıkılsın taşlar beyaz atlı prens gelmiştir. Sıkıntı şudur ki prens yalın ayak gelir beyaz at zaten hanfendilerin gönlündedir. Dominonun etkisiyle şaşmış güzelimiz farkında olmadan ahırın kapısını açık bırakır uyanık prens ata biner ve mutlu son. Prensler asla olmadı sadece prens olduğuna inandıran erkekler var kimisi çok başarılı takdire şayen öyle ki domino taşının nerede olduğunu rahatlıkla bulabilecek her türlü kadını etkisine alabilecek bir yetenek hiç sevgilisi olmamış evli sevgilisi olan sadakatli masum her kadını hiç ayırt etmeden ahırlarında ki atı almaya ikna edebilir.

Hayat; bir balıkçının mırıldandığı kadardı : Rastgele!

yalniz adamlar sokağı

18 Haziran 2012 Pazartesi

en olmadık..




Geceleyin şarkı dinlemek tehlikelidir. Bir söz bir tını bir anının tetikleyicisidir. Kusursuz insan beyni! Hiç bir şeyi unutmaz. Unuttun sanıp oyalanabilirsin ama en olmadık yerde filizlenip farkına varmadan büyüyü verir. Sana kalan boşlukta bir sigara yakmak olur.



yalniz adamlar sokağı

13 Haziran 2012 Çarşamba

ben senden önce ölmek isterim.. (13)


Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun:
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak:
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey:
belki diyor.

12 Haziran 2012 Salı

yürekten..



sevdim sandım 
sevildim sanırdım 
sonra uyandım 
sonunda ben anladım 


ayrı kaldım 
ayıldım bayıldım 
sonra uyandım


sonunda ben anladım 


öyle yürekten seviyorsan 
aklı başından atacaksın 
kimi yanında arıyorsan 
önce içinde bulacaksın 


aklım nerde 
kaçırdım seninle 
sorma ne halde 
sorulmaz bu kimseye

10 Haziran 2012 Pazar

Kaybetme..

insan hayatta kaybetmemeli hiçbir şeyi kaybedebileceği tek şey bir paket sigara olmalıydı. Aynı tadında bulabilirsin nasılsa..

yalniz adamlar sokağı

guru isyanlarda..



Yüz çevirdin bugün bana, dayanamayacağım şekilde.Bakmadın bile.Her gün sabah gördüğümde günümün güzelleştiği sabahımın aydınlandığı o güzel yüzünü göstermedin ve gülmedin hiç bana.Belki bana vermekten vazgeçip kendine yeni bir yüz bulduğun için yapıyorsun bunu


Peki hiç düşündün mü ? O yeni yüz sana gerçek değeri verecek mi ? Hayal ettiğin dünyayı yaratmaya çalışacak mı ? Açıkcası bunun öyle olmayacağını biliyorum.Ama gene de her zaman isterim ki güzel nazifemin yüzü bu kadar aydınlık ve mutlu bir şekilde güler ,platonikte olsa seni kolay kolay unutamayacak olan bu guru seni hala seviyor.










yalnizadamlarsokagi.com - Guru Mustafa

4 Haziran 2012 Pazartesi

mekanik aşk..


aşk teknolojik bir şey aşık olduğun gün eskir aynı bir telefon gibi daha iyisi daha özellikli sine gider aklın aldatmakta bundan olsa gerek.




yalniz adamlar sokağı

2 Haziran 2012 Cumartesi

renk..

renklerin gerçekliği şüphelidir. İnsan büyüdükçe renk körü oluyor. Eskiden hiç umrumuz da değildi belki ama güzel çiçekler vardı. Güneş şimdikinden daha babacandı. Ezan okunmasın akşam olmasın ki biz biraz daha dışarıda kalalım diye batmamaya çalışırdı. Renkler siyah ve beyaz şimdilerde büyüdükçe garipleşiyor insan belkide insanlığını unutuyor olgunluk övünülesi bir şey değil belkide. Sokak da ev de orada veya burada her şey engelden öte bir oyun aracı çocuklukta kavgalar öpüşüp barışacak kadar telafisi mümkün. Düşünme yetisi, kişisel faydayı arttırma olgularının olmadığı içinde ki zehrin daha kana karışmadığı dönemler. Yıllarını büyümeye hasret çekmiş bir çocuğun ızdırabı var şimdilerde. Önemli olduğu düşünülen bir hayat, her neye emek verdiysen olmasıya şeyleri karşına çıkaran bir sistem sevdalar filmlerde güzel kavgalar gözler ıraklara dalıp hafif abartılı bir anlatımla yaşlanmış çocuk acizliğine tekrar dönmüş yaşlılarda güzel. İnsan yaşlanır büyüdükçe çocukluğuna dönesi renkleri tekrar göresi olduğundan ve yaşlanır yaşlandıkça bir bebek gibi huysuz bir yaramaz hayta gibi en ufak şey de küsen haline döner. Ölüm gelir öyle ya da böyle renkle doğar renkle ölür insan.

yalniz adamlar sokağıvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvv